5.05.2016

Innocence of Memories / Hatıraların Masumiyeti



Hayallerden kurulu bir müze olur mu?
Sahibi Nobel Edebiyat Ödüllü dünya çapında bir yazarsa olur.

Hatıraların Masumiyeti, yalnızca bir edebiyat şaheseri değil aynı zamanda yedinci sanatı da besleyen hayal ürünü ama gerçek bir müze.

Orhan Pamuk, 28 Nisan 2012’de İstanbul’da, 29 Ağustos 2009’da yazdığı Masumiyet Müzesi romanı ile aynı adı taşıyan bir müze açar.

Türkiye’de en çok okunanlar arasına giren roman, 1975 ile 1984 yılları arasında İstanbul’da, varlıklı bir iş adamı olan Kemal ve onun kuzeni genç ve yoksul Füsun’un arasındaki unutulmaz ve hazin aşkı anlatıyor.

Masumiyet Müzesi ise bu unutulmaz aşkın ve İstanbul’un, parçalarına dokunabildiğimiz, onları hissedebildiğimiz rüyaların gerçeğe dönüştüğü, hayali ama gerçek bir müze.




Müzenin içindeki eşyalar, romana konu olan ve 1970’lerin İstanbul’unda yaşanmış talihsiz aşkın izlerini taşıyor.

Film, eşyalardan hareketle şehrin büyülü kimyası, manzarası ve aşk hikayelerine doğru bizi eşsiz bir yolculuğa çıkarıyor.

Başarılı belgeselci ve klip yönetmeni Grant Gee’nin kişisel merakıyla başladığı Innocence of Memories / Hatıraların Masumiyeti yolculuğunu gerçekle hayalin, yazarla karakterlerin ve aşk ile İstanbul’un iç içe geçtiği olağanüstü bir filme dönüşüyor.

Masumiyet Müzesi, artık sadece bir roman ve müze değil, o artık yedinci sanatın da unutulmaz bir parçası.



Filmin mmknmrtb notu ::

Uyarı: Nostaljinin en derininde, romantizmin en koyusunda yol alan Hatıraların Masumiyeti, bu mevzulara aşırı hassas -bencileyin- bünyelere oldukça ağır gelebilir..
Benden söylemesi..

4 / 5



Hiç yorum yok: