30.07.2012

The Dark Knight Rises :: Gotham'ın Ufkundan Güneş Gibi Doğan Şövalye



Bir türlü başı dertten kurtulmayan ve pek de şirin bir tarafı bulunmayan Gotham kenti bu kez de bir nükleer bombanın yok edici tehdidiyle karşı karşıyadır..

Geçen macera sonunda hem fiziksel, hem de ruhsal manada sıfırı tüketerek, teknolojik mağarasında inzivaya çekilmiş Bruce Wayne/Batman'in, dolayısıyla da Gotham'ın bu yeni düşmanı, 'kötü adam' Bane'dir..

Bir nevi 'terörist başı' olan Ra's Al Ghul tarafından kurulmuş League of Shadows'la bağlantısı bulunan Bane'i durdurabilme olasılığı olan tek kişi elbette Batman'dir..

Kadim dostu Alfred Pennyworth'un da yalnız bıraktığı kahramanımıza bu yolda Lucius Fox, dedektif Blake (ayrıca sürprizi var!), komiser Gordon ve -bir ihtimâl- Catwoman'ın yardımcı olması beklenmektedir..




Gerçi -gördüğüm kadarıyla- Gotham halkının pek de umurunda olmayan bu 'iyi-kötü' savaşı bakalım nasıl sonuçlanacaktır..

DC Comics'in bu ünlü çizgi roman kahramanını hangi psikolojik ya da sosyolojik soslarla, hangi müthiş görsellikle kaplarsa kaplasın, süper kahramanlı macera yapımlarının o bin yıllık 'basit' şablonuyla kısıtlanmış yönetmen Nolan, kendi özel damgasını bu filme de vurmayı başarmış..


Hiç kuşkusuz ki, 'Batman Fenomeni'ne her şeyden önce 'Bir İnsan Hikâyesi' olarak bakmayı tercih eden bir yönetmenin damgasıdır bu..




Hans Zimmer imzalı harika -ama hiç susmayan!- bir soundtrack'e de sahip olan film, 2008'de izlediğimiz The Dark Knight kadar olmasa da yine zekice ve etkileyici..

Christopher Nolan'ı belki de en çok zorlayan husus, her birinin üzerinde az veya çok durulması gereken karakterlerin aşırı çokluğu olmuş diyebiliriz..

İki buçuk saati aşan sürenin bunun için yetersiz kaldığını, bazı tiplerin ve olayların pat diye önümüze düşmesinden, 'gelişmeler'in daha geliştiğini göremeden olup bitmesinde fark ediyoruz..




O değil de, Selina Kyle/Catwoman'ı canlandıran Anne Hathaway -beklenenin aksine- pırıl pırıl parlarken; Miranda Tate/Talia al Ghul rolündeki Marion Cotillard -hem oyunculuğu hem de resmen solmuş, kaybolmuş o caanım güzelliğiyle- tam bir hayal kırıklığı yaşatıyor..

Ekonomik kriz ve terör gibi dünyanın güncel sorunlarına eğilen filmin, -son tahlilde- demek istediği şey elbette bizim için hiç de sürpriz olmuyor..
'Anarşiyle, kaosla yanlışlıklar düzelmez; binaenaleyh, en kötü düzen bile hiç olmazsa bir düzendir ve yeğlenmelidir' mealindeki söylemini tekrarlayan film, 'muhafazakâr kulaklı' Batman maskesini her birimizin kafasına bi güzel geçiriveriyor..




Sonuç olarak, hemen hepsi birbirinden mükemmel işlere imza attığına tanıklık ettiğimiz Christopher Nolan'ın bu üç filmlik Batman serisi -bir çizgi roman uyarlaması olarak- meraklısına, eşsiz bir hediye misali önümüzde duruyor..



4/5


The Dark Knight Rises / Kara Şövalye Yükseliyor

Yönetmen: Christopher Nolan
Senaryo: Jonathan Nolan, Christopher Nolan
Tür: Aksiyon, dram, gerilim
Oyuncular: Christian Bale, Michael Caine, Gary Oldman, Tom Hardy, Anne Hathaway, Marion Cotillard, Morgan Freeman
Yapım: ABD-İngiltere, 2012, 164




2 yorum:

birgeceikihece dedi ki...

en'lerimden biridir. takipteyim.

laing dedi ki...

Sinema hakkında en çok konuşanlar en az bilenlendir, diğer her alanda olduğu gibi. Polis devletine girişin bir "prequel"i, en pespayesinden ortalama hollywood izleyicisi için karikatürize edilmiş ucuz anarşizm ve düzen tanımlamaları... Zaten C. Nolan gibi resmen kötü bi yönetmen mükemmel işlere imza atmış(bunu da öğrendik), bu anaokul filmi de kahramanı iyinin kötünün ötesine geçirerek sinemasal bi devrimi gerçekleştiriyo, yersen..,

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...